Bebeğinizin uyku problemine çözümler

21 Kasım 2012 Çarşamba, 14:22
Reklam

“Bebeğinizin uykuları düzenli mi? Yoksa sık sık uyanıyor mu?” Bu sorular bebeği olan annelerin birbirlerine en çok sordukları sorulardandır. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Uzman Psikolog Özden Dandul, “Eğer bebeğiniz sık sık ağlayarak uyanıyorsa; yani uyku problemi varsa bu aile içinde çok büyük strese hatta eşler arası çatışmaya neden olur.” diyor ve uykuyla ilgili bilinmeyenleri sizlerle paylaşıyor.

Dünyaya gelmek bebek için travmatik bir deneyimdir. Doğumdan sonraki ilk günleri bebek uyuyarak geçirerek doğumla birlikte yaşadığı büyük değişime, dünyaya alışmaya çalışır. Bebekler yetişkinlerden çok daha uzun süre uyurlar. Onların hem fiziksel büyümeleri hem de duygusal ve bilişsel gelişmeleri için uyku çok gereklidir. Yeni doğan bebekler günlerinin 2/3’sini yani 16-17 saatini, 3-3.5 saatten uzun olamayan uyku periodları ile geçirirler. 6. haftadan itibaren, genellikle bebek gün içinde uyanık kalıp geceleri uyumaya başlar. 6. ayında ise bebek gününün hemen hemen yarısını uykuda, diğer yarısını da uyanık geçirir. Bebeğin uykularının düzenli bir rutine girmesi ise ancak 12.-16. haftada söz konusu olabilir. Bebeklerin %70’i 3. aydan sonra düzenli bir şekilde uyumaya başlarken; 9. aydan sonra bu oran %90’a çıkar.

Ne zaman uyku bozukluğundan söz edilir?

Uyku bozukluğu şayet biyolojik bir nedene dayanmıyorsa, psikosomatik; yani kaynağı psikolojik kökenli bir problemdir. Ne zaman uyku probleminden söz edebileceğimiz konusunda ise değişik uzmanların farklı görüşleri vardır. Richman, eğer bebek ya da çocuk geceleri 5 ya da daha fazla kez uyanıyorsa ve uyandığında en az 20 dakika uyanık kalıyor ya da anne babasının yatağına gidiyorsa ve bu durum en az 3 aydır devam ediyorsa burada uyku probleminden söz edebileceğimizi belirtir. Zuckerman ise, bebeğin geceleri 3 seferden fazla uyanıp, yeniden uyumasının en az 1 saati aldığı durumlarda uyku problemi olduğunu belirtir.

Özellikle doğum öncesi ve sonrası stresli günler geçiren annelerin bebeklerinin uykuda sorun yaşadıklarını görürüz. Bebek uyuyamayarak, ağlayarak uyanarak, sürekli annenin varlığını arayarak aslında kendisi ile ilgili bir sıkıntıyı dile getirir. Uyku sorunu olan bebeklerin uyuyamama nedenlerini anlayabilmek için öncelikle bebeğin içinde büyüdüğü ailenin dinamiklerini anlamak gerekir. Aile içi dinamiklerin başında anne babanın yaşam biçimleri, onların bireysel tarihleri ve aralarındaki ilişkinin niteliği gelir. Bebeğin uyuyamamasında etkili olabilecek değişkenler üzerine düşünmeden ailelere bir takım genel geçer önerilerle gitmek genellikle yardımcı olmadığı gibi anne babanın kendilerini bebekleri karşısında daha yetersiz ve çaresiz hissetmelerine neden olur.

Uyku ve bağlanma

Genel anlamda baktığımızda aslında uyku bir ayrılma, veda ediştir. O yüzden de bebek ya da çocuk için ‘iyi geceler’ ile ‘hoşçakal’ aynı anlama gelir. Uyku da sorun yaşayan bebeklerin özellikle annelerine bağımlılık geliştirerek her türlü ayrılmaya da tepkili olmaları da sadece bir tesadüf değildir. Ayrılamama, bağlılık yerine bağımlılık geliştirme başta anne ve bebek arasında değişik nedenlerle geliştirilememiş olan ‘bağlanma’ ile ilgilidir.

Bağlanma deneyimi anne ve bebek arasında doğumdan hemen sonraki ilk haftalarda geliştirilmesi beklenen güven ilişkisidir. Zor geçirilen bir hamilelik, doğumdan sonra kadının yalnız kalması ya da kendisini yalnız hissetmesi gibi nedenler annenin bebeği ile keyifli zaman geçirip birbirlerine bağlanmalarına engel olur. Başta annesi aracılığıyla dünya ile tanışan, algılayan bebeğin kendini güvende hissederek içselleştireceği anne, yalnız olduğu zamanlarda kendi kendisine kalabilmesini, güvende hissetmesini sağlar. Bebek böylece bağımsızlaşabilir, ilerki yıllarda da kendi kendisine yeten bir çocuğa sonra da bireye dönüşür. Yeni deneyimler yeni ortamlar onu korkutmaz. Uyku problemi olan bebeklerin büyük bölümünün anne ya da babalarının ya çocukluklarında ya da halihazırda uyku problemlerinin olması da üzerinde durulması gereken bir başka anlamlı noktadır.

Uyku problemi, anne, baba ve bebek arasındaki ilişkideki birtakım belirsizliklerin varlığını da anlatır. Sözgelimi, eğer anne ya da baba bir ayrılığın neden olduğu hüznü yaşıyorsa ya da genel anlamda depresif bir duygu durumu içinde ise bebeğinin uyuması için yapılan hazırlık kendisine dayanılmaz gelebilir. Böylece de kendisinin bile farkında olmadığı bir sabırsızlık içinde olabilir. Bebeğin hayatında beslenme ve uyku birbirini etkileyen çok önemli iki temel etkinliktir. Bazı durumlarda anne babalar bebeğin uyanarak aslında neye ihtiyacı olduğunu karıştırırlar. Bebeğe acıkmadığı halde memenin verilmesi bu kez bebeğin sonraki gün ve haftalarda beslenme düzenini de etkiler.

Kesin formül yok

Başta da vurguladığım gibi uyku problemi üzerine düşünürken- ki burada özellikle ‘düşünmek’ sözcüğünü kullanıyorum- sorunu çok etraflı ele almak ve bebeğin uyuyamayarak neye direnç gösterdiğini, ağlamaları ile neyi anlattığını anlamak gerekir. Bu elbette zaman alan bir süreçtir. Oysa, genellikle anne babalar içinde bulundukları stresin neden olduğu çaresizlikle birlikte haklı olarak kesin sorularla gelip; net cevaplar almak isterler. “Uyanınca yatağından almalı mıyım? Yoksa ağlayarak onu kendi haline mi bırakmalıyım?..” Bu soruların kesin bir cevabı yoktur. Bunun nedeni ise her bebeğin ve onun içinde doğduğu aile ortamının farklı olmasıdır.

Uykuya gidişin; yani uyumadan hemen önce bebeğin neler yaşadığının, gününü\günlerini nasıl geçirdiğinin uykusu üzerinde belirleyici önemi vardır. Biz yetişkinler için geçerli olan kural bebekler için de geçerlidir. Şayet stresli bir gün geçirdiyseniz ya da yaşamınızda önemli değişiklikler oluyorsa uykularınız da bundan direkt olarak etkilenir, başka bir deyişle “mışıl mışıl” uyuyamamaya başlarsınız. İşte bebekler için de durum aynıdır.
Dolayısı ile de her bebeğin gereksinimi diğerinden farklıdır. Sözgelimi, uyandığında bir süre ağladıktan sonra kendini genel anlamda güven içinde hisseden bebek bir süre sonra kendiliğinden uyuyabilirken ve onun yatağından alınmaması doğru iken, bir başka bebek için durum farklı olabilir. Burada asıl önemli olan bebek uyandığında ne yapılması gerektiğinden çok, bebeğin uyumasına engel olan faktörlerin anne baba tarafından fark edilmesidir.

Huzursuz, uyku sorunu yaşayan bir bebek anne ve babayı çok yorar hatta aralarındaki ilişkiyi bile etkileyecek duruma gelebilir. Böylesi bir durumda anne babanın birbirlerine destek olarak sorunun üzerine gitmeleri, sorun hala devam ediyorsa mutlaka konun uzmanından yardım almaları gerekir.

0-2 Yaş Döneminde Yapılması Gerekenler

İdeal olan sadece ilk haftalarda bebeğin yatağının anne babasının odasında olmasıdır. Çünkü bebeğn anne babanın varlığını hissetmeye onların seslerini, soluk alışverişlerini duymaya ihtiyacı vbardır. Ancak ilk haftalardan sonra bebek mutlaka kendi odasına alınmalıdır. Bebek her ağladığında yanına giderek yatağından almak yerine bebeğe kendi kendine yeniden uyuyabilmesi için zaman verilmesi gerekir. Şayet bebek yine uyuyamamışsa yanına giderek onunla konuşmak varlığınızı ona hissettirerek bebeğinize bağımsız bir şekilde uyuya bilmesi için gerekli olanağı ona vermiş olursunuz. Uyku konusunda bir başka önemli noktada uykuya gidişin bir seremoniye dönüştürülmesidir. Belirli bir uyku saatinin ve rutinin sağlanması bebeğin bir sonraki davranışı öngörerek kendisini bir sonraki adıma hazırlamasını sağlar.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir