Bir kardeşim oluyor

25 Mayıs 2014 Pazar, 00:38
Reklam

“Oğlum sürekli bir kardeş istediğini söylüyordu. Babası ve ben de 4 yaşında olduğu için artık hazır olduğunu düşündük ve ona bir kardeş yaptık. Ama hiçbir şey planladığımız gibi gitmiyor. Küçük kızım 2 yaşına gelmesine rağmen oğlum ona alışamadı. O bebekken biz görmediğimiz zamanlarda onu çimdikliyordu. Sonra bebek ağlayıp biz ona bağırınca “Ben onu çok seviyorum” diyordu. Bu yüzden uzun süre kucağına veremedik bebeği. Şimdi ise yanından geçerken hissettirmeden kızımı ittiğini görüyorum. Eşim ve ben ne yapacağımızı şaşırdık.”

Yetişkinler çocuğa hayatını yeni doğan bir kardeşle paylaşmak zorunda olduğunu bildirdiklerinde, onun bu olayı bir peri masalı gibi yaşayamayacağını anlayamıyorlar. Bir çocuk kardeşinin olmasını istiyor olması kıskançlık duygusunu taşımasına engel olmaz. Aslında öncelikle bir çocuğa eve yeni gelecek bireyin kararını verdirmek onun çok ağır bir yükü taşımasını beklemektir. Yeni bebek kararı anne baba tarafından verilmelidir, çocuk değil….. Günümüzde anne babalar paylaşımcı ve demokratik aile ortamı oluşturmak adına çocuğu da bu kararın sorumluluğunu vererek ona ailede kendilerinde olması gereken otoriteyi de yüklemektedir. Yeni gelenden kurtulmak istemesi çocuğun kötü kalpli olduğunu göstermez, bu onun için bir hayatta kalabilme sorunudur, Doğumdan sonra her bebek savunmasız olduğu için kendine yetebilecek duruma gelene kadar yetişkine yaşamsal bir gereksinim duyar. Dolayısı ile bebek bağımlılık duygusunu da erken hisseder. Yeni doğan yetişkini sahiplenir, çünkü gereksinimi olduğunu bilir.(Dolayısıyla ilk çocuk kendisi içinde vazgeçilmez olan sevgi nesnesini elinden almaya ya da paylaşmaya çalışan herkesi yani özellikle yeni geleni tehlike olarak görür.) Sonuçta yeni gelene öfkelenir, kızar ve yok etmek isteyebilir. Onun için “keşke doğmasaydı” ya da “onu geri gönderelim” tepkileri verebilir. Tüm bu doğal sürecin içinde ebeveynin tavırları, davranışları ve toleransı çok önemli. Anne-babalar çocuğa “kardeşini sevmediğin için utanmıyor musun? Kötü çocuksun sen. O daha küçücük, hiç kıskanılır mı?” gibi yıkıcı ve suçluluk duygusu uyandırıcı cümleler kullanıldığında çocuğun hissetikleri ile ilgili kaygısı artacak yaşadığı kıskançlığın doğal olmadığını hissedecektir. Ve belki daha fazla saldırganlık gösterecektir. Ona bebeği sevmeme duygusunun doğal olduğunu ancak anne – baba olarak bebeğe zarar vermesine engel olacaklarını, kendisini sevdikleri gibi onu da seveceklerini açıklamaksa çocuğa yardımcı olacaktır.

Büyük kardeş önce bebeğin küçüklüğü karşısında şaşırabilir, onunla oynaması imkansızdır. Halbuki o kardeş isterken oynayabileceği bir arkadaş istemiştir. Hele anne babadan “dikkat et , çok sıkma , o küçük, onu uyandırma, canını acıtacaksın” uyarıları artarsa, kardeşini öpmek ya da kucağına almak istediğinde korkuya kapılabilir. Anne babanın ona gösterdiği bu özen karşısında ona “ağabey oldun” demekle, büyük yerine konduğunun hissettirilmesi, birden aklı başında davranmasının beklenmesi, ona öncelik tanınması, çocuğun kızgınlığının artmasını neden olur.

Büyük çocuk kıskançlık duygusunu bazen dışa vurmayabilir. Bazı çocuklar öfkelerini de göstermekte zorlandıkları için kıskançlıklarını gösteremeyebilirler. Anne – babanın uyumlu davranmasıyla ilgili beklentilerine uygun davranıp “cici abla ya da ağabeyi” oynayabilirler. Çocuk küçük bebeği kıskanma duygusunun aile içinde anne baba tarafından tolere edilemeyeceğini ve bunun da onun sevgi nesnelerini kaybolmakla ilgili tehlikeli olarak geri döneceğini hissederse, tüm öfkeyi içinde tutup bastırmaya çalışabilir ki bu çoğunlukla herhangi başka bir noktadan öfkenin patlak vermesiyle ortaya çıkabilir. Örneğin okuldaki uyum sorunu…… Yine önemli olan anne-babanın “Aman ne güzel kardeşini hiç kıskanmıyorsun” demesi yine onun kıskanma duygusunun olabileceği ve ona yer açabilecekleriyle ilgili mesajlar vermeleridir.

Ebeveynin çocuklar arasında kusursuz eşitliği egemen kılmaya çalışması kıskançlığı alevlendirir.örneğin “bak ona bu oyuncağı aldım sana da bunu aldım” gibi sözler hep bu eşitliği çocuklara vurgular. Çocuk iste bu noktada anne babalarının suçluluk duygusunu farkına varırlar. Bu çocukların, çok iyi kullanmayı bildikleri kolay ve etkin bir silahtır. Ve dikkat edilmelidir. Her şekilde çatışmanın, üzüntülerin ve rekabetin aile içinde de varlığı bir gerçektir. Her şeyin kaygıya yer olmadan olup biteceği bir dünya olması için ancak yaşayanların robot olması beklenir. Doğal bir duygu olan kıskançlık, çocuğun ileri doğru yol almasını sağlar. Kıskançlık eğer yıkıcı hale gelip, çocuğu felç ediyorsa o noktada ailenin destek alması gerekebilir.

Danışman Psikolog
Banu Dilerge

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir