Hamile babalar

16 Kasım 2012 Cuma, 20:05
Reklam

Geri dönüp hamilelik sırasında yaşadıklarımı düşününce, benim de hamile olduğumu farketmemin epey zaman aldığmı fark ettim. Bendeki değişiklikler esimdeki değişikliklere göre çok daha belirsiz ama inkâr edemeyeceğim kadar da gerçektiler. Sanırım haberi aldığım andan itibaren baba olmaya başladım. Bu yolculukta kendi başıma olduğumu biliyordum. Sanırım, hâlâ da öyleyim. Artık bir babayım ve öyle ya da böyle, bir daha asla eskisi gibi olmayacağım.

Hamilelik, özellikle ilk hamilelik, bir kadında ciddi değişiklikler yaratır. Fiziksel olarak küçük “tekmeler” ve “sancılar” hissedebilir, kavramsal olarak ise, kendini yeni bir yaşamm taşıyıcısı, türün devamını sağlayan aracı gibi görmeye başlayabilir. Bunlar karşısında, anneliğe geçiş sürecine hazırlanmaya başlar.
Bir süre sonra deneyimlerini onunla paylaşmak isteyen her yaştan anne, yeni anne adayına hamileliğin nasıl gittiğini sorar ve, duygusal destek verirler. Tanımadığı kişiler bile doğum öncesi sağlıklı bakımı, doğum eğirimi kursları ve okunması gereken kitaplar hakkında tavsiyelerde bulunur. Anne adayı kısa sürede bedeninin ve kimliğinin gerçekten değiştiği duygusunun yanı sıra, bitkinlikten mide bulantısına kadar değişen rahatsızlıklar yaşayacağını; ruh halinde iniş çıkışlar olacağını, kendisini endişeli ve incinmiş hissedeceğini de öğrenir. Eşi de ondaki bu değişikliklerin anneliğe doğru dönüşümün önemli bir parçası olduğunu düşünerek, bunları doğal karşılar.
Kadının hamileliği tam olarak benimsemesi birkaç etkene dayanır; dostlarından ve ailesinden aldığı tepkilere ve gördüğü desteğe, genel sağlık durumuna ve anne olmaya ilişkin duygularma. Ne kadar farklı ve zor görünse de deneyimlerinin bir çoğunun diğer insanlar arasında rahatça tartışıldığını ve onaylandığını bilmek onu rahatlatacaktır.
Peki ya müstakbel baba? Ona neler oluyor? O nasıl bir deneyim yaşıyor? Onun ihtiyaçları neler? Bu tablodaki yeri neresi?

Hamile Bir Babanın İtirafları
Eğer mezuniyet dönemimdeki kürsü başkanı, bazı hastalarım ve dostlarım olmasaydı, ilk çocuğumun doğumundan önce bu sorulara ilgi gösterir miydim, bilmiyorum. Bir akşam, erkek hastalardan oluşan bir grupla birlikteyken yorgun ve gergin olduğumu hatırlıyorum. Odanın karşı tarafında oturan Bili “aklımın başka yerlerde olduğunu”, iki küçük çocuk babası Tom da, her zamankinden daha az enerjik göründüğümü söyledi. Hamilelik yüzünden stres altında olup olmadığımı sordu ve “Baba olmak adamdan çok şey götürür” dedi.
Her iki yorum da beni hazırlıksız yakalamıştı. Daha önce yalnızca hamile olan esimdeki değişikliklerin ilgimi çektiğinin hatta bazen beni çok şaşırttığının far-kındaydım. Hamileliğin beni de etkiliyor olabileceği hiç aklımdan geçmemişti! Hamileliğin bende gerginlik yaratması olasılığı akla yakm gelmiyordu. Herşey bir yana, hamile olan esimdi. Tüm değişiklikleri geçiren oydu. Benim için herşey “her zamanki gibi”ydi, ya da ben öyle sanıyordum,.
O akşam eve dönerken, Tom’un söyledikleri aklıma geldi. Teşhis konmuştu: ebeveynliğe uyum sağlarken sorunlar yaşayabilirdim; zayıf olmanınsa savunulacak bir tarafı yoktu, bana hamilelik konusunda telaşlanma hakkı bile tanınmıştı. Tom’un, grubun geri kalanıyla birlik içindeki bu tezi beni duygulandırdı ve olayın içyüzüne bakmam için beni harekete geçirdi.
Kısa bir süre sonra şunu farkettim ki, hamileliğimiz beş ay önce tespit edildiği halde, ben kendi hamilelik deneyimlerimin ancak şimdi farkına varabiliyordum. Ebeveyn olacağımın herkes tarafından kabul edilmesi ve ilgi çekmesi hoşuma gidiyordu. Yalnız başıma önemli ve belki de zor bir geçiş dönemi içinde olduğumu görmeye başlıyordum: Ben baba oluyordum.
Bunları farketmenin heyecanıyla, kalkanlarımı indirdim. Baba olmaya ilişkin düşünce ve duygulanma daha fazla dikkat etmeye başladım. Etrafımda özellikle eşimde ve ilişkimizde meydana gelen değişikliklere karşı tepkilerimde daha duyarlı hale gelmiştim.

Önceki aylara dönüp baktığımda, biraz dostlarımdan koptuğumu, her zamankinden daha az sosyal olduğumu ve işime konsantre olmakta zorluk çektiğimi gördüm. Evde gece geç saatlere kadar oturup, eski filmleri seyretme ve abur cubur yeme alışkanlığı edinmiştim. Ayrıca normal halime göre daha sinirli ve kararsız, en ufak olayda şikayet eden ve çeşitli taleplerde bulunan biri olmuştum. Eşimin tüm ilgiyi üzerinde toplamasını ve doğmamış çocuğumuzun içinde hareket ettiğini hissedebilme becerisini biraz kıskandığımı, istemeyerek de olsa, kendime itiraf ettim. Bazen onun varlığı sinirimi bozuyor ve ruhumu daraltıyordu, o zaman yalnız kalmak istiyordum; kendimi huzursuz ve melankolik hissettiğim zamanlarda ise eşimi yanımda istiyordum.
Haftalar geçtikçe, çocuğuma ve aileme karşı olan sorumluluklarım üzerinde odaklanmaya başladım. Eğilimlerimi ve tavırlarımı sorguladım; Neden baba olmak istedim? Buna hazır mıydım? Herşeyi sağlayabilecek miydim? Bazen “keşke hamileliği işimde daha iyi bir yere gelene kadar ya da ayaklarımızın daha bir yere bastığı ileriki yaşlara erteleseydik” diye düşündüğüm günler oldu. Hamilelik haberi almanın ya da bebeğin hareketlerini hissetmenin beni coşkulandırmaktan uzak olduğunu gizlice kabullendim.
Ne kadar çok düşünürsem, kafamda olmayı tasarladığım, gururlu, neşeli ve bebeğini coşkuyla bekleyen babadan ne denli uzak olduğumu o kadar iyi fark ediyordum.
Bu yeni durum epeyce canımı sıktı. Benim gibi çocukları gerçekten seven ve çocuk sahibi olmak isteyen biri için bu gibi “olumsuz” duygular barındırmak doğru görünmüyordu.
Kafam karışmıştı ve hayal kırıklığına uğramıştım; e-şimi bu içinden çıkılmaz duruma ortak etmem halinde birbirimizden uzaklaşacağımız korkusuyla, ikilemi kendime saklamaya karar verdim. Bu büyük bir hataydı ve daha da kötüsü, tepkileri olağan dışı, abartılı ve yersiz, nörotik bir baba adayı olduğum sonucuna vardım. Düşündüm ki, eğer baba olmaya karşı bu gibi tepkiler normal olsaydı, şimdiye kadar bir yerde mutlaka duyar veya okurdum.
Kendi psikolojik sağlığımı koruma ve tezim için sağlam bir temel oluşturma isteğim nedeniyle, yerel kütüphane ve kitapçılarda erkeklerin yaklaşmakta olan babalık durumuna tepkileriyle ilgili yayınlar aradım, a-ma bu arama sonuç vermedi. Bebek bekleyen babalara dair bulduğum birkaç bilgi, anne adayı kadınlarla ilgili kitap ve makalelerdeki pasajlardı. Erkek okurlar için hazırlanan bölümler, kadınlar’için hamileliğin nasıl bir-şey olduğunu ve erkeklerin onlara nasıl daha duyarlı ve hassas yaklaşabileceğini anlatıyordu. Hikâyenin iç yüzünü öğrenmeye kararlı olduğum için doğrudan kaynağa; bebek bekleyen babalann kendilerine gitmeye karar verdim.
Sonraki birkaç ayı bebek bekleyen babalarla hamilelik deneyimleri üzerine konuşarak geçirdim. Pek çoğunun hamilelik karşısındaki ilk tepkisi Steve’inkine benziyordu: “Aslında olup bitenlerle ilgili ne hissettiğimden pek de emin değilim. Baba olmaya ilişkin fikirlerim ve duygularım karmakarışık. Kafamın içinde uçuşup duruyorlar, bir oradalar bir burada.” Hamileliklerimiz ilerledikçe, yaklaşmakta olan babalık hakkında neler düşündüğümüzü ve hissettiğimizi daha iyi kavrayabiliyorduk. Kısa süre sonra, bunları ifade ediyor ve birbirimizle rahatlıkla paylaşıyorduk. Her birimizin olanlarla baş etmek için kendine ait fikirleri ve yöntemleri olmasına rağmen, ortaya çıkanlar temelde aynıydı; belirsizlik, kızgınlık, dışlanmışlık, endişe ve umutlu bir bekleyiş.
Herşey bir yana, yalnız değildim. Zamanı geldiğinde nevrotik bir baba değil, sadece hamile bir baba olduğumu farkettim!

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir