İkinci bir çocuğa hazır mısınız?

25 Mayıs 2014 Pazar, 07:55
Reklam

Anne babalar bir çocuk daha yapmaya karar vermeden önce neleri düşünmeliler?

Bizim önem verdiğimiz konulardan bir tanesi, çocuğun (bu birinci de ikinci de olabilir) aile için herhangi bir kriz döneminde veya kriz döneminin hemen arkasından gündeme getirilmemesi. Bu kriz, aile içinde herhangi bir kayıp,
ölüm, büyük bir değişim, örneğin ev değişimi ya da yuvaya ya da ilkokula başlamak olabilir. Bu tarzdaki büyük değişimlerin arkasından ikinci çocuğun gelmesinin, birinci çocuk açısından da sıkıntı yaratacak bir durum olduğunu düşünüyoruz. Özellikle birinci çocuk, yeni gelen kardeş fikrine alışmak için, bir adaptasyon süreci geçirecektir. Bu adaptasyon süreci birinci çocuk için zaten bir kriz durumu yaratır. O yüzden, farklı bir krizle baş ederken bir de böyle bir krizin geliyor olması işleri iyici içinden çıkılmaz hale getirir. Aile için de durum bundan farklı değildir, çünkü aile aynı şekilde bir krizle baş ederken, yeni çocukla gelecek ve çok doğal olan çatışmalarla baş etmek zorunda kaldığında durum daha sıkıntılı bir hale gelecektir. Aile bu durumda sorunlarla daha zor baş edebiliyor ve çatışmalar daha zor çözülebilir bir hale gelebiliyor. Mesela bir kaybın ardından çocuk yapmaya çok rastlıyoruz. Anne babanın hayatında önemli olan bir şeyin kaybı… Bu kayıp bir iş kaybı olabildiği gibi, bir insanın kaybı da olabilir bu. Kayıp yaşandığı zaman ailenin bir yas dönemi ve o süreci atlatma dönemi var. Atlatma derken, geçiştirmeden bahsetmiyoruz. Gerçekten o yasın tutulması, o ailenin tekrar toparlanmasından bahsediyoruz. Aile, deprem gibi bir sallantı geçiriyor.
Sütunlar, kolonlar zarar görüyor. Oraları biraz onarıp, sağlamlaştırdıktan sonra yeni bir yaşama ve yeni bir şeye can vermeye açık olabiliyorlar. O yüzden aile içindeki çok önemli bir kaybın hemen ardından çocuk yapmamak
çok faydalı. Böyle bir durum olduğu takdirde bir danışmanlık yardımı almak
faydalı olabilir.

Çiftlerin, anne baba olmaya hazır olması gerekir. Bu, birinci çocuk için de ikinci çocuk için de geçerli. Her yetişkin erkek ya da kadın anne baba olmaya, ergenlik döneminin sonrasından itibaren hazır olmuyorlar. Anne baba
olmaya hazır olma, bir süreçtir. Kişilerin yaşamı içinde belirli basamakları tamamladıktan sonra ulaştıkları bir süreç, anne baba olmaya hazır olma süreci. Yani, başkaları istiyor diye çocuk yapılmamalı. Ya da ailenin diğer  çocuğunun isteği doğrultusunda ikinci çocuğa karar verilmemeli.

Çocuk anaokulu gibi eğitim ortamlarında ya da içlerinde bulundukları sosyal grupta kardeşi olan yaşıtlarını görerek sorduğu bir soruyu “kardeş istiyor, yapalım” gibi bir şekilde algılayıp, “çocuğumuz kardeş istiyor, onun için yapalım” gibi bir sebebe odaklanarak çocuk yapmamak çok önemli. Bir de “çocuğumuz tek çocuk olarak büyümesin , sorunlu olabilir” düşüncesi ile de anne babalar hazır olmadıkları halde ikinci çocuğu yapabiliyorlar , ki bu da oldukça sakıncalı bir durum.

O zaman ikinci çocuk için en doğru zamanlama nedir?

 

Duygusal olarak ne zaman hazırlarsa, o zaman. O yüzden de anne babanın ikinci çocuk için kendilerini hazır hissetmesi önemli. İstiyoruz, ama neden istiyoruz? Ailemiz buna müsait mi? Öncelikle birinci çocuğu belirli bir noktaya getirebilmek önemli. Bu, yaşla ilintili değil. Biz anne baba olarak bir çocuğu geliştirip büyütmekten zevk alıyoruz, keyif alıyoruz, mutluyuz. Bu konuda duygusal olarak iyi hissediyoruz. Gelinen bu noktada belki ikinci çocuk yapılabilir, Ama birinci çocukla problemler varsa, aile içi ilişkilerle ilgili sıkıntılar yaşanıyorsa, ikinci çocuk yapıldığı zaman gerçekleşen duruma birinci çocuk açısından bakalım: ?Ben bir şeyleri yapamadım. Kötü çocuk oldum. Benim yerime bu yeni bebeği yaptılar…
Anne babalar bazen çocukları disipline etmek için, bazı çatışmalarla karşılaştıklarında “kötü çocuk olma ya da   yaramazlık yapıyorsun, ben çok üzülüyorum,” gibi sözler kullanıyorlar. Bir süre sonra çocuk çok kolaylıkla bir olay ile bu sözler arasında bir bağlantı kurabiliyor. “Ben yaramazım, anne babamı üzdüm, şimdi onlar benim yerime yeni bir çocuk yapacaklar, o daha uslu olacak”. Hatta özellikle doğru zamanlama noktasına bakarsak; çocuk anaokuluna veya ilkokula başlıyor, ilk kez aileden ayrılıyor. Ayrılma süreçlerinde kardeş geldiğinde, bir de az önce vurguladığımız kendisiyle ilgili kafasında olan “kötü çocuk” düşüncesiyle boğuşurken, çocuk şöyle düşünebilir: “beni evden uzaklaştırıyorlar, başka bir çocuk geliyor, yerimi dolduracak.Annem bütün günü onunla geçirecek” Eskiden annem o zamanı  benimle geçirirdi o benim yerimi aldı.
İkinci çocuk yapma kararı ilk çocuğa ne zaman ve nasıl açıklanmalıdır?
Burada çok tanımlı, yani şu yaşta, şu dönemde gibi bir şey söylemek pek mümkün değil. Bu sorunun, çocuğun gelişimine, yaşına, kişiliğine, aileye, ailenin gelişimine bağlı olarak değişen bir cevabı var. Anne babaların söylediği bir şey var: ona bir yetişkinmiş gibi davranıyorum. Bu, aslında ilk bakışta olumlu bir yaklaşım ve bakış açısı gibi görünüyor ama biraz önce de söylediğimiz gibi, o aile içinde anne ve baba yetişkin, o ise çocuk. Aile içindeki statüsü, çocuk olmak. Bu noktada bu karar ne zaman söylenmeli? Anne hamile kalmadan önce, buna karar verildiği zaman birinci çocuğa bu haber verilirse, bu, çocukta kaygı yaratıyor.

Her ailenin dili farklıdır. Önemli olan oradaki temel şeyi söylemek… Yani seni seviyoruz ve bir tane daha çocuğu dünyaya getirmek istiyoruz. Yani, ikinci çocuk, birinci çocuğa alternatif değil. En önemli nokta bu. Şu da doğru değil: Sen yalnız kalmayasın diye bir kardeş yapacağız.? Çocuğa yeni gelen çocuğu sevdirmek anlamında, ?sen onunla oynayacaksın? gibi, özellikle başlangıç döneminde, ikinci çocuk daha bebekken gerçekçi olmayacak ve birinci çocuğu belki de hayal kırıklığına uğratabilecek beklentileri de oluşturmamak önemli. Birinci çocukların, kardeşleri olduktan sonra yaşayacakları çok doğal bir süreç var. Sadece doğma sürecini kastetmiyorum; annenin hamilelik sürecini de kastediyorum. O dönemde birinci çocuklar öfke, kıskançlık gibi duygular yaşıyorlar.

Mesela bazıları, annesinin memesini yeniden emmeye başlamak ister. Altına yapabilir. Annesinin küçük bebeği olmak ister. Oradaki duyguların da çıkması lazım; kıskançlığın da, öfkenin de. Dolayısıyla anne babalar, bunlara hazırlıklı olmalılar. “Çocuğu iyi hazırlayalım da, kıskanmasın” gibi bir düşünce aslında gerçekçi değil. “Sen onu çok seveceksin, ona oyuncağını vereceksin,” birinci çocuğa gizli olarak “sen onu kıskanmamalısın, ona öfkelenemezsin, öfkelenmemelisin” gibi bir mesaj verip ona yine aşırı bir sorumluluk yüklenmiş olunur. Çocuk doğal olarak bu duyguları yaşarken, bir taraftan da böyle mesajları aldığında kendisini suçlu hissedecektir. Suçluluk duygusu da, bu bahsettiğimiz öfke, kıskançlık gibi olumsuz duyguları aslında daha fazla olmasına neden olur ve çocuğu çatışmaları daha da artıracak bir sürece sokar. Anne baba da birinci çocukların öfkesini, kıskançlığını, verdiği çatışma oluşturacak tepkilerin anlaşılabilir olduğunu, doğal bir süreç olduğunu kabul ederse; birinci çocuk da bir süre sonra bunu kabul edecektir ve bu da çocuğun olumlu duygularını çıkarması için kendisine alan tanımlayabilmesine yardımcı olacaktır.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir