Kısırlık doğurganlığın iyileştirilmesi

21 Kasım 2012 Çarşamba, 21:09
Reklam

Aydan aya gebe kalma oranı aynı olarak kabul edilse de, genellikle, korunmasız cinsel ilişkide bulunulan çiftlerin ilk ay gebe kalma oranları en yüksektir. İlk 3 ay içerisinde gebelik olmazsa aylık gebelik oranları düşmeye başlar. Göreceli olarak geç 30’lu yaşlardan sonra aylık gebe kalma oranı, erken 20’li yaşlara göre yarı yarıya azalmaktadır.

İnfertilite (kısırlık) en az 12 ay süre ile düzenli cinsel ilişkiye rağmen gebelik elde edilememesidir. Ancak fizik muayene ya da tıbbi hikâyesi uyarıcı olanlarda ya da 35 yaş üstü bayanlarda 6 ay sonrasında gebelik elde edilemezse erken dönemde değerlendirme yapılmalıdır. Çünkü bayanlarda yaş ilerledikçe gebe kalma potansiyeli azalmaktadır.

—Cinsel İlişki Sıklığı:

Cinsel perhiz süresinin 5 günü geçtiği durumlarda sperm sayısı ve morfolojisi (şekli) olumsuz yönde etkilenmektedir.Sperm sayısı normal olan erkeklerde, her gün cinsel ilişkide bulunulması, semen parametrelerinde bir değişiklik yapmamakla birlikte bazı yayınlarda gebe kalma şansında azalmaya neden olabildiği söylenmektedir.Ancak ilginç olarak sperm sayısı düşük olanlarda her gün cinsel ilişkinin sperm sayı ve hareketliliğini arttırdığı söylenmektedir.Ancak her gün cinsel ilişki bir miktar daha şansı arttırıyor gibi görülse de çiftler üzerine ek bir stres kaynağı olacağından, çiftlere 1-2 gün aralıklı ilişkide bulunmaları tavsiye edilebilir.

—Gebe Kalınabilecek Zaman Aralığı:

Bir bayanın gebe kalabileceği süre âdetin ilk gününe göre 6. gün başlar ve yumurtlamanın olduğu gün sonlanır. Bu nedenle gebeliği yakalayabilmek için, düzenli adet gören bayanlarda hemen adet bitiminden itibaren yumurtlama gününe kadar 1-2 günde bir ilişki olması tavsiye edilmelidir. Örnek vermek gerekirse 28 günde bir adet gören bir bayanda bu aralık adet bitimi ile 14. gün arasıdır. Bu nedenle çeşitli yöntemler kullanarak (idrar, kan ve ultrasonografi ile yumurtlama gününün tespiti) yumurtlama anını tespit etmeye gerek yoktur.

—Cinsel İlişkide Dikkat Edilecek Hususlar:

Her çiftin kendisine has cinsel ilişki alışkanlığı vardır.Bu alışkanlıklarda herhangi bir değişiklik yapılmasının gebe kalınabilirliğe katkısı bulunmamaktadır (ilişki sonrası bir süre sırtüstü yatmak vs). Ancak cinsel ilişki sırasında kullanılan bazı kimyasalların (kayganlaştırıcı) spermler üzerine zararlı etkisi olabilmektedir.Bu nedenle bu türev kimyasalların kullanılması tavsiye edilmez.

—Diyet ve Yaşam Tarzı:

Gebelik oranları çok zayıf (vücut kitle indeksi (VKİ) zayıf – 35) olan bayanlarda azalmaktadır. Bu nedenle bayanın kilosunun normalize edilmesi kendiliğinden gebe kalınabilirlik üzerine olumlu etkide bulunabilir. Sebze-meyveden bol, yağ oranı düşük ve vitaminden zengin besinlerle beslenmek de bu konuda çok az da olsa katkı sağlayabilir. Günde 400 mikrogr (veya 0.4 miligram) folik asit desteği nöral tüp defekti (bebekte santral sinir sistemi problemleri) gelişme riskini de azaltmaktadır.

—Sigara:

Sigara, gebe kalma potansiyelini belirgin olarak azaltmaktadır. Ayrıca menopoza girme yaşını da 1-4 yıl öne çekmektedir. Bunun dışında kendiliğinden ya da IVF ile oluşan gebeliklerde düşük riskini de arttırmaktadır. Erkeklerde de sperm sayı ve hareketliliğinde azalmaya neden olmaktadır.

—Alkol:

Bayanlarda alkolün gebe kalınabilirliğe etkisi tam olarak bilinmemektedir. Ancak ağır alkol alımından (günde 2 bardaktan fazla) kaçınılmalıdır.

—Kafein:

Günde 5 fincandan fazla (>500 mg) kahve içimi gebe kalma şansını azaltmaktadır. Günde 200-300 mg kahve alımında dahi düşük riski artmaktadır. Doğumsal anomali riskini arttırmaz ancak erken doğum ya da düşük doğum ağırlıklı bebek doğumuna etken olabilir.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir