Uyku probleminin çözümünde davranışçı ve analitik farklar

21 Kasım 2012 Çarşamba, 14:27
Reklam

Beslenme ve uyku problemelrini ele alırken benin benimsediğim yaklaşım analitik yaklaşımdır. Belki aranızda sözgelimi bebeklerde uyku problemleri üzerine düşünürken geçmiş deneyimler, anne babanın kendi çocukluk deneyimleri üzerinde durmanın pratik anlamda çok da yararlı olmayacağını, onun yerine şimdiye, problemin kendisine konsantre olmanın daha yararlı olacağını düşünenleriniz olabilir. Ancak ben buna katılmıyorum çünkü uyku problemi aile bireylerinin birbirlerini anlama da, birbirlerine doğru tepkiler vermek de zorlandıkları zamanlarda ortaya çıkar.

Uyku probleminin çözümü ile ilgili olarak analitik ve davranışçı yaklaşımları karşılaştırırken, elbette, hangi metodun aileye daha uygun olduğu üzerinde durmakta da yarar gerekir. Temel olarak analitik yaklaşım anne babanın, çocukları ile ilişkilerindeki önemli noktaları yine kendilerinin bulmalarına, kendilerine uygun çözüm yollarının belirlenmelerine olanak sağlar. Üstelik böylesi bir deneyim ileride çocuklarıyla ilişkilerinde karşılaştıkları sorunların, daha önce düşünme bçimini öğrendikleri için üstesinden kendilerinin gelmesini de sağlar. Elbette davranışçı yaklaşımlarda problemin çözümünde başarılı olurlar. Ancak davranışçı yaklaşımda anne babalar sorunda etkili olan psikolojik süreçler ve problemin temel nedenleri ve aslında söz konusu problemin aslında çocuğun hangi ihtiyacını anlattığı konularında eksik kalırlar. Tabii burada başlangıç olarak anne babaların aile içi dinamiklerinin üzerine düşünebilme sorumluluğunu almaları gerekir.

Uyku üzerine analitik olarak düşünürken anlaşılması gereken ilk temel soru çocuk için uyumanın ne anlama geldiği ve çocuğun zihninde uyumaya eşlik eden psikolojik süreçlerin neler olduğunun anlaşılmasıdır. Bir başka önemli nokta da uyku probleminin nedenleri ile anne babanın uyku ile ilgili genel olarak çocuğa yaklaşımlarının ki bu yaklaşımlar genellikle sorunun devam etmesine neden olur, birbirinden ayrılması gerekir.

Geceleri ağlayarak uyanan bebeğin ağlamalarının hangi ihtiyacı anlattığı genellikle akla gelen bir sorudur. Üzerinde belki de hiç düşünülmeyen ise anne babaların bebeklerinin ağlamalarını nasıl algıladıkları konusunda kendilerinin çocukluk yaşantılarının etkisidir. O nedenle de “Bırakalım ağlasın mı?” sorusu çocukluğumda “Ağlamaya bırakılmalı mıydım?” sorusunun anne baba olunca ki versiyonusur. Bebeğinin ağlamalarıyla empati yerine özdeşim kuran ebeveyn sorunun çözümü konusunda güçsüz kalacaktır.

Sorunla ilgili olarak bir uzmana gelen anne babalar her ne kadar çaresiz, kafaları karışmış, kızgın da olsalar aslında bebeklerinin ağlamalarının ne anlama geldiğini işitmek ve anlamlandırmak konusunda istekli olan, ilgili anne babalardır. En azında sorunun, sadece bebeklerinin ‘zor’ olmasından değil de aralarında ki iletişimde yaşadıkları sorundan kaynaklandığını sezgisel boyutta da olsa bilebilenlerdir. İşte analitik yaklaşım anne babaya uygulaması için bir dizi öneriyle gitmek yerine yukarıda ana hatları ile değinmeye çalıştığım konular üzerinde durur.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir